1xbetbetistsupertotobet

bodrum escort

Pozantı Gazetesi
sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escorteryaman escortümraniye escortwebmaster forum

Bu bir film değil, opera!

‘Rogue One: Bir Star Wars Hikâyesi’ belki hardcore Star Wars hayranlarını tam anlamıyla tatmin etmeyecek ama bu sefer azınlıkta kalacakları kesin gibi.

Bu bir film değil, opera!
Bu haber 20 Aralık 2016 - 10:33 'de eklendi ve 751 views kez görüntülendi.

Star Wars kanonu eni konu şekillenmeye başladı artık. Şimdiye dek çekilen ve her biri antolojide bir “bölüm”e denk düşen 7 filmin ardından ilk “stand alone” yani seriden bağımsız filmin gelmesiyle, zaten bir hayli belirgin bir hale gelmiş bulunan puzzle bir anda boyut kazandı. Benzetmek gerekirse, “space-time” (uzam-zaman) ekseninde bir kırılma oldu ve kâğıt üzerinde düz bir çizgi gibi görünen şeyin aslında çok boyutlu bir bütünün tezahürü olduğunu fark ettik. Bu da başlı başına heyecan verici elbette.

İsyancı casuslar

Kısaca bahsetmek gerekirse, “Rogue One: Bir Star Wars Hikâyesi” aslında 1977 tarihli “Star Wars: Episode 4 – A new Hope / Bölüm 4 – Yeni Bir Umut”ta yer alan bir cümlenin üzerine inşa edilmiş: “İsyancı casuslar imparatorluğun en önemli silahı Death Star’ın gizli planlarını çalmayı başarmışlar.” Star Wars efsanesini başlatan ilk filmde yer alan bu replik geçen çarşamba gösterime giren son filmin de çıkış noktası ve hikâye o sırların nasıl ve kimler tarafından çalındığını anlatıyor. Yani filmin bir bölüm sayısı yok belki ama tam 4. bölümün öncesi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Filmin hemen başında Death Star’ı inşa eden Galen Erso’nun (Mads Mikkelsen) serinin yeni kötü adamı Director Krennic (Ben Mendhelsson) ile karşı karşıya geldiği bir sahnede Erso’nun küçük kızı Jyn’in kaçışına şahit oluyor ve hemen akabinde de 15 yıllık bir sıçramayla geleceğe gidip aynı kızın yetişkin haliyle tanışıyoruz. Hiç şüphe yok Jyn Erso (Felicity Jones) bu filmin kahramanı. İsyancıların kaçırıp babasını bulması için görevlendirdiği Jyn, onunla beraber yola koyulan casus ekiple birlikte Star Wars antolojisi için küçük ama çok önemli bir görevi başarmak adına çaba gösterecekler ve sonunda belki de isyancıların aradığı umudu yeşertecekler. Bu kısmı izleyip göreceksiniz artık.

Feminist damar

Bir önceki filmde (“Güç Uyanıyor”) olduğu gibi yine baskın bir kadın kahraman var filmde. Gerçi Jyn daha önce izlediğimiz ve 8. bölümde izlemeye devam edeceğimiz Rey kadar ışıltılı bir karakter değil ama daha derinlikli, daha olgun ve daha merak uyandırıcı olduğu kesin. Bu anlamda öteden beri serinin barındırdığı ama özellikle bölüm 7 ile daha belirginleşen feminist damarın bu filmde de alabildiğine güçlü olduğunu söyleyebiliriz.

Ayrıca bir Star Wars filminin olmazsa olmazlarından sayılan unsurların da yerli yerinde olduğunu belirtelim: K-2SO kimliğinde hazırcevap ve sarkastik bir robot, filmin komik karizmatik karakteri olarak karşımıza çıkan eski İmparatorluk pilotu Bodhi Rook (Riz Ahmed) ve tabii ki her Star Wars tutkunu üzerinde hipnotik bir etkiye sahip olan Işın Kılıcı… Çok da “sürprizbozan” (spoiler) olmasın ama James Earl Jones’un o muhteşem sesini de yeniden duyacaksınız ve filmin sonunda da gözlerinizi yaşartacak bir simayla daha karşılaşacaksınız, benden söylemesi.

Star Wars için “space opera” (uzay operası) nitelemesi daha önce de yapıldı, yeni bir şey değil; ama doğrusunu isterseniz görkemli görselliği, etkileyici müzikleri, keskin çizgilerle çizilmiş yan karakterleri (özellikle “The Force is with me” mantrasıyla ahenk içinde yaşayan kör savaşçı Chirrut Imwe bir harika) ve aksiyona dayalı hikâyesiyle bu son Star Wars filmi insanda filmden ziyade bir opera izliyormuş duygusu uyandırıyor. Ama filmin en büyük zaafı da burada yatıyor: Özellikle son 40 dakikasında aksiyonun zirve yaptığı muhteşem bir bölüm izlediğimiz filmin ne yazık ki karakterlerinin (Jyn hariç) çok da sağlam çizilmediğini, görsel tasarıma gösterilen özenin diyaloglardan esirgendiğini (örneğin herkesin favori dizisi “Game of Thrones” aksiyon- karakter-diyalog üçgenini mükemmelen çözmüş ve başarısını da böyle sağlamıştır) ve hikâyenin yer yer sarktığını düşünüyorum. Oysa “Monsters/ İstila” adlı filmiyle müthiş bir çıkış yakalayan yönetmen Gareth Edwards çok daha az lafla harika atmosfer yaratan ve kendine has anlatım dili olan bir sinemacı. Keşke ona senaryo anlamında daha iyi bir malzeme verilebilseymiş.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER

izmir escortantalya escortbodrum escorteskisehir escortizmit escortsakarya escort

izmit escortkocaeli escortmersin escortmersin escortmersin escortmersin escortsikiş